İzmir Barosu hakkında başlatılan sorgulamalar, yerel toplumlardan birçok güçlü tepki ile karşılandı. 19 Mart gösterilerine katılımı nedeniyle baronun yöneticileri hakkında soruşturma açılması, adaletin en önemli savunucularından birine yönelik ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Baro Başkanı Sefa Yılmaz ve diğer yönetim kurulu üyeleri, bu durumu kınayan bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Miting boyunca hukukun üstünlüğünü korumak adına düzenledikleri faaliyetlerin hedef alındığını belirten Yılmaz, “Bu tür girişimler yalnızca bizleri değil; toplumu da hedef alıyor” ifadesini kullandı.
Protestolar sırasında yapılan açıklamalarda ise haksız tutuklamalara ve baskılara dikkat çekildi. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin temsilcisi olan Prof. Dr. Gül Ergör, barolara uygulanan yaptırımların aslında toplumun özgürlüklerini tarumar etmeye yönelik olduğunu belirtirken, “Hukuk yalnızca bir mesleğin sorunu değildir; burada konuşan herkesin insani haklarının korunması söz konusudur” dedi.
Ergör’ün ifadeleri yanı sıra TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir de bu durumun hukuk devleti ilkelerine zarar verdiğini vurgulayarak şunları ekledi: “Savunmanın susturulmaya çalışıldığı bu dönemde adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”
Aynı zamanda DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin de kendi görüşlerini ortaya koyarak İzmir Barosu’nun cezaevlerinde yaşanan ihlalleri kayda geçirmek için sürdürdüğü çabaların önemine dikkat çekti. Kendisi tarafından ifade edilen düşüncelerdeki ana tema; özgürlüğün garantörü olarak baroların rolüydü.
Toplantının sonunda imza kampanyaları gibi çeşitli eylem önerileri üzerinde duruldu ve her kesimin katılımıyla daha geniş bir destek oluşturma çağrısı yapıldı. Bu bağlamda sosyal yardımlaşmayı pekiştiren etkinlikler planlanarak toplum bilincinin artırılması gerektiği ifade edildi.
Sonuçta, tüm katılımcılar İzmir Barosu’na açılan soruşturmanın derhal sonlandırılması gerektiğini söylediler; çünkü onların amacı sadece insan haklarını korumak ve demokratik talepleri teşvik etmekti. Bunun yanında hiçbir avukat veya sivil toplum organının yalnız bırakılmayacağı mesajı verildi.