“`html
Kırsal alanlarda yaşanan sürekli nüfus azalması, tarım sektöründe ciddi zorlukların hem sonucu hem de bu sorunları derinleştiren bir neden haline gelmiştir. Bu durum, enflasyon, dış ticaret, büyüme ve gelir dağılımı üzerinde doğrudan etkiler yaratmaktadır.
Son veriler, nüfus yoğunluğuna dayandığı için sosyolojik incelemeler açısından yeterli olmayabilir. Örneğin, bazı ilçe merkezleri kırsal alan olarak değerlendirilirken, bazı köyler şehir statüsünde kabul edilebiliyor.
2013’te yürürlüğe giren büyükşehir yasası, şehirleşme oranlarıyla ilgili hesaplamaları karmaşık hale getirmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2012’de %77,28 olan şehirleşme oranı bir yıl içinde %91,35’e yükselmiştir.
Çünkü 30 büyükşehirde belde statüsü kaldırılarak köyler mahalle olarak kapsam altına alınmıştır. TÜİK, bu demografik değişimlerin yarattığı karmaşayı dengelemek için bir çözüm geliştirmemiştir.
TÜİK, Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) yöntemlerine paralel olarak kent ve kırsal alan ayrımına yönelik yeni bir hesaplama sistemine geçmiştir. Bu sistem, coğrafi alanlardaki nüfus yoğunluğunu baz alarak kır ve şehir ayrımı yapmaktadır.
Tüm ülke, 1 kilometrekarelik hücrelere ayrılıyor ve her bir hücredeki kayıtlı nüfus dikkate alınarak bir ayrım oluşturuluyor. Sonuç olarak yerleşim birimleri, yoğun şehir, orta yoğun şehir ve kırsal olarak üç gruba ayrılıyor.
Nüfusun %67,50’si yoğun kırsal bölgelerde ikamet ediyor
Bu yeni veriler olmaksızın 2025 yılı için tahmini şehirleşme oranı %93,57 olarak görünüyordu. Ancak yeni verilere göre, 2025’te nüfusun %67,50’si yoğun şehir bölgelerinde, %15,75’i orta yoğun şehir yerlerinde ve %16,75’i kırsal alanlarda yaşamaktadır.
Yeni veriler, kent-kır ayrımında daha gerçekçi bir tablo sergilemekle birlikte, sosyolojik analizler için tek başına yeterli olmayabilir. Örneğin birçok ilçe merkezi kırsal olarak sınıflandırılırken, bazı köylerin şehir statüsünde değerlendirilmesi dikkat çekicidir.
Toplamda 973 ilçenin 312’si ilçe merkezi dahil olmak üzere kır statüsünde yer almaktadır. Bunun yanı sıra, küçük nüfuslu ve gelişim açısından daha az avantajlı illerin ilçeleri, köy statüsünde sayılan büyükşehir ilçelerini de kapsamaktadır.
51 ilde, merkez dışındaki ilçelerin çoğu kırsal statüde
Bu durum Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi büyükşehir illerinde de sıkça görülmektedir. Büyükşehir statüsünde olmayan 51 ilde, il merkezi dışındaki ilçelerin büyük çoğunluğu kırsal olarak kabul edilmektedir.
Nüfus büyüklüğü, ekonomik ve sosyal dinamikler açısından ön planda olan büyükşehirlerin çevre ilçeleri de genellikle çekim merkezi olma özelliği taşımamaktadır.
İlçeler düzeyinde dengesiz kentleşme durumu daha belirgin hale gelirken, Türkiye genelinde 2025 yılı itibarıyla 81 il içerisinde 33’ünün nüfusu 2024 sonu rakamlarına göre azalmıştır.
Bu durum, Doğu, Güneydoğu, Karadeniz ve Orta Anadolu bölgelerinde yoğunlaşmakta olup, bu illerin bir kısmı büyükşehir statüsündedir. Nüfus artış hızları incelendiğinde, bazı iller genelinde evrim geçirmekte ve ilçe bazında geri dönüşüm süreci yaşanmaktadır.
İlçelerde dengesiz kentleşme sorunları derinleşiyor
Gelinen noktada, 973 ilçeden 612’sinin nüfusu geçen yıl açısından azalma göstermiştir ve bu durumun 549’u 2024’te de tekrarlanmıştır.
Büyükşehir statüsündeki 30 ilde, 282 ilçenin nüfusu 2025’te azalırken, büyükşehir statüsü taşımayan 51 ilde ise bu rakam 330’a ulaşmıştır. Gördüğümüz üzere, nüfus kaybı yaşayan ilçelerin oranı oldukça yüksektir.
Türkiye’de köylerdeki nüfus hareketlerini izlemek oldukça zorlaşmakta, ancak büyükşehir statüsünde olmayan 51 ildeki 453 ilçenin 402’sinde kırsal alana ait nüfus 2024 yılına göre azalma göstermiştir.
Dolayısıyla bu içsel göç durumunu sadece il dışı göçle sınırlamak mümkün değildir. Ülke içindeki köylerden ilçe merkezlerine ve çevre ilçelerden merkez ilçelere doğru büyük bir nüfus hareketi yaşanmaktadır.
Kentleşmenin düzensizliği ve belirli merkezlerde yoğunlaşması, Türkiye’nin son yıllardaki demografik dönüşüm süreciyle doğrudan ilişkili olduğunu söylemek mümkündür. Ekonomik ve sosyal koşulların kısıtlılığı, toplumsal dinamikleri de etkilemektedir.
“`