Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 1 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri ile Türkiye’deki yoksulluk oranlarına dair çarpıcı veriler sundu. Yüksek enflasyon ve ekonomik dalgalanmaların etkisiyle, yoksulluk riski altında yaşayan nüfusun artış gösterdiği gözlemlenirken, gelir düzeyinin en düşük olduğu bölgeler de netlik kazandı.
YOKSULLUK RİSKİ YÜZDE 31’E YÜKSELDİ TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’de göreli yoksulluk oranı yüzde 13,9 olarak belirlendi. Bunun yanı sıra, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan bireylerin oranı yüzde 31’e kadar yükseldi. Ekonomistlere göre, ekonomik belirsizlikler ve hayat pahalılığı, toplumun büyük bir kesimini olumsuz etkiliyor.
EN DÜŞÜK GELİR DÜZEYİ TRA2 BÖLGESİNDE Araştırma sonuçlarına göre Türkiye, ekonomik göstergeler bazında 30 farklı bölgeye ayrıldı. Gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölge ise TRA2 olarak tespit edildi. Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan’ı kapsayan bu bölge, yoksulluk oranı açısından dikkat çeken bir yer oldu.
KASTAMONU, ÇANKIRI VE SİNOP TANIDIK BİR DURUM Yüksel yoksulluk oranı ile dikkat çeken bir diğer bölge ise TR82 olarak belirlendi. Kastamonu, Çankırı ve Sinop’taki vatandaşların da ciddi ekonomik riskler ile karşı karşıya olduğu bildirildi.
DAHA YÜKSEK GELİR DÜZEYİ OLAN BÖLGELER Öte yandan, göreli yoksulluk oranının en düşük seviyelerde olduğu bölgeler de raporda yer aldı. Yüzde 4,8 oranıyla TRC1 bölgesi (Gaziantep, Adıyaman ve Kilis) ilk sırayı alırken, yüzde 7,1 ile TRC3 bölgesi (Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt) ikinci sırada yer aldı. Yüzde 8,0 oranıyla TRC2 bölgesi (Şanlıurfa ve Diyarbakır) de en düşük yoksulluk oranına sahip bölgeler arasında gösterildi.
EKONOMİK TABLODAKİ FARKLILIKLAR Türkiye’nin farklı bölgeleri arasındaki gelir dağılımı farklarını bir kez daha gözler önüne seren TÜİK verileri, özellikle Doğu Anadolu ve Karadeniz’in bazı kesimlerinde devam eden ekonomik zorlukları ortaya koyuyor. Bazı bölgelerde yoksulluk oranlarının daha düşük seviyelerde seyrettiği görülmekte, bu da bölgesel farklılıkların sürdüğünü net bir şekilde göstermektedir.
