Akıllı telefonlar ve modern devlet uygulamalarından önce, Hindistan dünya çapında karşılaştığı en büyük istatistiksel çalışmalardan birini gerçekleştirmek için geniş bir posta ağı kullanıyordu. Hindistan, 1947 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından gerçekleştireceği 16. nüfus sayımına hazırlanırken, bu önemli sürecin tarihini yeniden gün yüzüne çıkaran bir sergi açıldı. Bu sergi, vatandaşları ulusal nüfus sayımına katılmaya teşvik etmek amacıyla kullanılan pullar, posta damgaları ve mektuplarla ilgili tarihi belgeleri sunuyor.
Eğitim alanında önde gelen isimlerden biri olan Vikas Kumar, Bengaluru’daki Azim Premji Üniversitesi’nde yaptığı çalışmalarla Hindistan’ın bağımsızlık sonrası döneminde posta sisteminin nasıl beklenmedik bir ulus inşa etme aracı haline geldiğini ortaya koyuyor. Bağımsız Hindistan’ın güvenilir demografik verilere acil ihtiyacı vardı. Bu veriler, evrensel yetişkin oy hakkına dayanan seçimlerin düzenlenmesi ve planlı bir ekonominin kurulması açısından büyük önem taşıyordu. Nüfus sayımı, yeni cumhuriyetin siyasi ve ekonomik yapısı için kritik bir unsur olarak kabul edildi ve bu nedenle, Kurucu Meclis, anayasa tamamlanmadan önce 1948 yılında Nüfus Sayımı Yasası’nı kabul etti.
Ocak 1951’de Nandikotkur’dan gönderilen ve birkaç gün içinde Madras’a (günümüzdeki Chennai) ulaşan bir zarf, Hindistan’ın bağımsızlık sonrası ilk nüfus sayımını tanıtan bilinen en eski çift dilli posta damgasını taşıyordu. Üzerinde üç kişilik bir aile figürü bulunan bu damgada, Hintçe ve İngilizce olarak “Hindistan Nüfus Sayımı, Şubat 1951” yazıyordu. Bu damga, o dönemde en çok kullanılan nüfus sayımı posta işaretlerinden biri haline geldi.
Ocak 1961’de Assam eyaletinde gönderilen bir iç posta mektup kartı, Hindistanlıları “Kendinizi ve ailenizi saydırın” çağrısıyla nüfus sayımına katılmaya teşvik eden bir posta damgası taşıyordu. Bu damga, vatandaşlardan arkadaşlarını da aynı şekilde katılmaya ikna etmelerini istiyordu. Bu uygulama, halkı harekete geçiren bir ulusal iletişim kampanyasının parçasıydı.
Şubat 2001’de Dausa’dan Jaipur’a gönderilen bir kartpostal, Hindistanlılara kendileri ve aileleri hakkında bilgileri “hiç tereddüt etmeden” paylaşmaları çağrısında bulunan bir nüfus sayımı damgası taşıyordu. Bu mesaj, nüfus sayımının yalnızca insanları saymaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda vatandaşları bilgilerini devletle paylaşmaya ikna etmeye dayandığını vurguluyordu.
Ancak hükümetin önünde iki büyük engel bulunuyordu: İnsanları nüfus sayımına katılmaya nasıl ikna edecekti ve ülkenin geniş, yoksul ve büyük ölçüde kırsal bölgelerine yayılmış sayım görevlileriyle iletişimi nasıl sağlayacaktı? Güven meselesi son derece önemliydi. Sömürge döneminde yapılan 1931 ve 1941 nüfus sayımları, belirli bölgelerde boykot edilmişti. Ayrıca, 1941 sayımı sırasında Pencap ve Bengal bölgelerinde dini topluluklara dair verilerin manipüle edildiğine dair iddialar söz konusuydu. Bu sebeplerle, bağımsız Hindistan’ın ilk nüfus sayımının meşruiyeti açısından kamuoyunu bilgilendirme çalışmaları büyük önem taşıyordu.
Posta teşkilatı, bu konuda önemli bir rol üstlendi. Yıllar boyunca, posta hizmetleri Hindistan devletinin elindeki en büyük ve en entegre iletişim ağı olmuştu. 1971 yılında nüfus sayımının 100. yılını kutlamak amacıyla üç milyon hatıra pulu basıldı. Bu pullar, 100 rakamının içine yerleştirilmiş insan yüzleri ile ülkenin çeşitliliğini vurguluyordu. İlk gün zarflarında ise nüfus sayımına ait görseller ve Hindistanlıları dünyanın en büyük sayım çalışmalarından birine katılmaya davet eden sloganlı posta damgaları yer aldı. 2011 Nüfus Sayımı için çıkarılan hatıra pullarında ise el ele tutuşan aile figürleri, toplumun birlikteliğini simgeliyordu.
